Kureyş Suresi


Sureleri dinlemek için Bilgisayarınızda flash playerin yüklü olması gerekir
Flash Playerı yüklemek için tıklayınız.

TÜRKÇE MEALİ

1- Kureyş'in seyahate etmeye kalbi ısındırılıp alıştırıldığından dolayı.
2- Onların yaz ve kış göçlerine (ticaret için seyahate) kalbleri ısındırılıp alıştırıldıklarından dolayı..
3- Artık şu kabenin Rabbine ibadette bulunsunlar.
4-  Öyle  Rab ki : onları açlıktan kurtarıp doyurdu.. ve onları korkudan emin kıldı.

İNİŞ SEBEBİ
     Ümmuhani binti Ebu Talib (R.A.)dan yapılan rivayete göre, Resululah (A.S.) Efendimiz bu surenin iniş sebebini şöyle açıklamıştır: “Şüphesiz ki Cenabı Hak. Kureyş yedi hasletle üstün kılmıştır ki, onlardan önce o hasletler kimseye verilmemiştir:
     1-Hilafet onlardadır.
    2-Hicabet (gelen ziyaretçilere hizmet verip ağırlamak, bir bakıma önlerinde hizmet için beklemek) onlardadır.
     3-Şikayet (gelen ziyaretçilere su dağıtmak, zemzem ile ikramda bulunmak da onlardadır.
     4-Peygamberlik onlardadır (son peygamber onların arasından çıkmıştır.)
     5-Fil ordusuna karşı onlar ilahi nusrata mahzar kılındılar.
     6-Yedi yıl Allah'a ibadet ettiler ki, onlardan önce başkası Allah'cı ibadet etmiş değildir. (Kabe henüz putlarla doldurulmadan, putlara ibadet edilmeden önceki dönemde Kureyş Kabilesi İbrahim Peygamberin (A.S.) Hanif Dinine göre Allah'a ibadet etmişlerdi).
     7-Onlar hakkında bir süre indi ki, o sürede onlardan başkasının adı anılmamıştır; o süre “Lilafi Kureyş..”tir.(1)
     İLGİLİ HADİSLER

     Vesile b. Eska' (R.A.)dan yapılan rivayete göre, Resulüllah (A.S.) Efendimiz şöyle buyurmuştur  “Şüphesiz ki Cenabı Hak İsmail Oğulları'ndan Kinane'yi seçmiş; Kinane'den Kureyşi seçmiş ; Kureyş'ten Hasım Oğullarını seçmiş ve Haşim Oğulları'ndan da beni seçip ayırmıştır”(2)
     Cabir (R.A.)dan yapılan rivayete göre, Resulüllah (A.S.) Efendimiz şöyle buyurmuştur; “İnsanlar hayır ve serde Kureyş'e tabidir (yani Kureyşliler istikamet üzere olurlarsa başkalarına hayırlı misal; yanlış yolda yürürlerse, başkalarına kötü misal olurlar.)(3)
     Diğer bir rivayette ise şöyle buyurulmuştur:
     “İnsanlar Kureyş'e tabidirler: Müslümanlar onların Müslümanlarına, kafirler onların kafirlerine (uyar).”(4)
     “Allahım Kureyş'in evveline azap, şiddet ve meşakkat tattırdın. Onların ahirine ise bağış, hayır ve iyilik tattır.”(5)
     Zübeyir b. Avvam (R.A.)den yapılan rivayete göre, Resulüllah (A.S.) Efendimiz şöyle buyurmuştur; “Cenabı Hak, Kureyş'i yedi hasletle üstün kıldı: Onlar Allah'a on yıl ibadet ettiler ki başkası (o dönemde) ibadet etmedi. Müşrik oldukları halde Allah onlara, Fil olayının cereyan ettiği gün yardımda bulundu. Onlar hakkında özel bir süre indirdi ki, onlardan başka hiç kimseyi o süreye dahil etmedi. O sure: Lilafi Kureyş., suresidir. Onlar arasından peygamberlik (payesine eriştirilen bir zat) çıktı. Hilafet ve şikayet de onlardadır.”(6)
     MEKKE SAKİNLERİ

     Mekke, Allah ve Resulüllah (A.S.) tarafından Emin Belde olarak belirlenmiş ve yeryüzünde Cenabı Hakk'a ibadet için ilk mabed bu şehirde kurulmuştur. Böylece Cenabı Hak Mekke sakinlerini bu iki büyük nimetle mutlu kılmakla kalmamış, bir de Son Peygamber Hz, Muhammed'i (A.S.) bu belde halkından seçip göndermiş ve insanlığa en son ve en kalıcı buyruğu olan Kuran’ı da bu beldede indirmiştir. Dil olarak da Arapça’yı ve Kureyş lehçesini seçerek rahmetini onlar hakkında tamamlamıştır. Gönül ister ki, Araplar bu rahmetin azametini ve sonsuz mutluluk vadeden mesajını idrak içinde hayırlı müzminler olarak Allah'a kullukta diğer bütün Müslümanlara örnek bir düzeyde bulunsunlar.
     O bakımdan Mekke İslam'ın merkezi ve odak noktası; Kabe, iman edenlerin değişmeyen kıblesi ve Mekkeli Kureyşli'ler ise, Allah'a ibadet ve kullukta süregelen misal olmuştur. Hadis-i şerifte ifadesini bulduğu üzere Kureyşlilerin Hakk'a dosdoğru teslimiyet göstererek Kitap ve Sünnet ile yaşaması, şüphesiz İslam Alemi için güzel örnek, başka milletler için izlenecek ölçü ve örnek teşkil etmektedir. Zira İslam hakkında bütün gözler daha çok onun ilk zuhur ettiği Mekke'ye yöneliktir. Psikolojik olarak bu belde halkımın iyi veya kötü tesirler ve izler bırakması söz konusudur.
     Artık Mekkeliler de Allah'ın kendilerine olan bunca lütuf, kerem ve inayetini unutmamalı ve sünnet adına en güzel söz ve davranışı sergilemelidirler.
     MEKKE SAKİNLERİNİN GÜVEN DOĞURAN HİZMETLERİ

     Cenabı Hakk “Kureyş Kabilesi'nin ilafını”, yani hem kendi. aralarında, hem de gelen tacir ve ziyaretçilere sıcak ilgi gösterip iyi hizmette bulunarak Kutsal Kabe ve Emin Belde adına ülfet ve dostluk sağlamalarını, insanlarla anlaşıp beşeri münasebetlerde ileri bir adım atmalarını hatırlatarak hem geçmişlerine. hem de geleceklerine değinmektedir.
     Nitekim siyercilerin verdikleri bilgilere göre : Ülfet kurup çevrelerine sıcak ilgi göstererek Emin Beldenin güven dolu havasını estiren Kureyşli'lerin bu övgü değer davranışlarının başlangıcı dört kardeşin gayret ve basiretine dayanır : Hasım, Abdüşşems, Muttalib ve Nevfel.. Bunlar Abdümenaf oğullarıdır.
     Haşim daha çok Şam idarecileri ile ilgi kurup sıcak bir dostluk sağlamış ve böylece Şam'a güven içinde ticari seferler düzenleme imkanını elde etmiştir
     Abdüşşems, daha çok Habeş idarecileri ile iyi niyete dayalı ilişkiler  kurup dostluk sağlamış ve bundan yararlanarak Habeş ülkesine güven içinde ticari seferler tertipleyebilmiştir.
     Muttalib, daha çok Yemen idarecileri ile ilgi kurmuş, dostluk sağlamıştı. Böylece o, Yemen'e uzanan ticari yolda kervanını emniyetle yürütebilmiştir.
     Nevfel ise, daha çok İran ve çevresine yönelip İran hükümdarlarıyla sıcak ilgi kurmasını becermiş ve bu ülkeye ticari seferler düzenleyerek geniş çapta alım-satım gibi ticari işlerini sürdürmüştür.
     Aynı zamanda bu dört kardeş sözü edilen ülkelerden ziyaret ve ticaret amacıyla gelenlere her türlü kolaylığı sağlamayı  ihmal etmemiş ve her vesileyle gelenlere Kutsal Beldenin güven havasını teneffüs ettirmişlerdir. Tarihte Mekke'de cereyan eden “Hilfü'l-füdul” yani fazılların bir araya gelip Mekke'ye gelecek olan ziyaretçileri ve tacirleri her türlü saldırıdan korumak için yeminli karar almaları çok meşhurdur. O bakımdan çevre kabile ve ülkeler üzerinde olumlu tesir bırakmalarına karşılık ticari seferlerim tam bir güven içinde yürütme şansına erişmişlerdi. Çünkü o çağda yağmacılık, yol kesicilik, kervanları soyma son derece yaygındı. Ama Kureyşli’lerin çevreyle çok iyi ilişki kurduklarından. dostluk ve yakınlık sağladıklarından ve bir de Kutsal Kabe'nin hizmetinde bulunmalarından dolayı bir bakıma dokunulmazlıkları vardı.
     MEKKELİLER İÇİN İBRAHİM PEYGAMBERİN (A.S.) DUASI

     Mekke, ziraata elverişli olmayan bir vadide kurulmuş çok eski bir şehirdir. Tarihi bir hayli eskidir. Sahih rivayetlere göre, bu vadiye İlk gelip yerleşen Hacer ile oğlu İsmail (A.S.) olmuştur. İbrahim Peygamber (A.S.) aldığı ilahi emir üzerine bu eşiyle oğlunu getirip bu kuru vadiye koymuşta Zemzem Kuyusu da onlar tarafından bir ilham ve inayet neticesi keşfedilip manevi destekle ortaya çıkarılmış ve arkasından Cürhüm Kabilesi gelip bu vadiye yerleşmiştir. İsmail Peygamber'in (A.S.) bu kabileden bir kızla evlenerek aile-yuva kurduğu da rivayetler arasında bulunuyor. Kutsal Kabe’nin İbrahim (A.S.) ile İsmail (A.S.) tarafından mı inşa edildiği, yoksa Adem Peygamber (A.S.) tarafından mı yapılıp İbadete açıldığı ihtilaf konusudur. Ancak temellerinin İbrahim (A.S.) ile İsmail (A.S.) tarafından yükseltilip mabed durumuna getirildiği Kuran ayetleri ile sabittir. şöyle ki: “Hani İbrahim ve İsmail, Beyt-i Şerifin temellerini yükseltiyordular da birlikte (şöyle dua ediyorlardı): “Ey Rabbimiz! Bunu bizden kabul buyur. Şüphesiz ki daima işiten ve hakkıyla bilen Sensin.”(7)
     Eşini ve oğlunu -ilahi emir üzerine- bu ziraata elverişli olmayan kuru vadiye yerleştiren İbrahim Peygamber (A.S.). bu yerin emin bir belde kılınması ve sakinlerinin çeşitli ürünlerle rızıklandırılması için Cenabı Hakk'a dua etmiş bulunuyordu. Kuran’da onun duası şöyle açıklanmaktadır : “Bir zaman İbrahim demişti ki: “Rabbim! Bu şehri (Mekke'yi) güvenli eyle; beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak bulundur.”(8)
     “O vakit İbrahim ; “Rabbim! Burayı emin bir belde eyle; burada oturanları, onlardan Allah’a ve ahiret gününe inananları türlü meyvalarla (ürün ve gıdalarla) rızıklandır” demişti de Allah: “Küfre sapanları da (yaşadıkları) az bir süre yararlandırırım da.. buyurmuştu.”(9)
     İbrahim Peygamber'in (A.S.) belde halkı için bir diğer duası:
     “Ey Rabbimiz! Onlara kendilerinden bir peygamber gönder ki, üzerlerine Senin ayetlerini okusun, onlara kitabı ve hikmeti öğretsin; onları (her türlü şirk ve isyandan) temizlesin. Şüphesiz ki Sen çok güçlü ve yegane hikmet sahibisin..”(10)
     İbrahim Peygamber'in (A.S.) duası ilahi murada tevafuk etti. Mekkeli'ler için her iki isteği kabul olundu. Cenabı Hak,  Abdümenaf oğullarının ticari konuda basiretlerini açtı; kışın daha çok Yemen ve Habeşistan’a; yazın da İran ve Şam'a ticari kervanlar düzenlediler; o ülkelerin çeşitli ürün ve gıda maddelerini Mekke'ye taşıdılar. Böylece Cenabı Hak Emin Beldenin ve Kutsal Kabe'nin hürmetine Mekkelilerden inkara sapıp Tevhid İnancı’ndan uzaklaşan müşrikleri de rızıklandırdı. Çünkü O, hiç kimsenin rızkını inkar ve dalaletinden dolayı kesmez. Çünkü O, Rabbü'l Alemin (Alemlerin Rabbi)  olduğu gibi Rezzaku'l Alemindir de(Alemleri Rızıklandıran).
     Konumuzu oluşturan ayet ile Cenabı Hak, Mekkelileri insaf, izan ve idrake davet ederek. başka nimetleri bir tarafa. sırf bu iki nimetinden dolayı Allah'a ibadet etmelerinin gereğini belirtiyor. Öyle ki, Arap Yarımadası’nda ve komşu ülkelerde zulüm, azgınlık, yağmacılık, haklara tecavüz. ticari kervanları soyma ve hiç uğruna adam öldürme olayı çok yaygın olduğu halde Mekkeli'ler Emin Belde ve Kutsal Kabe hürmetine güven içinde ticari işlerini yürütüyorlardı.
     Ne yazık ki Mekkeli’lerin çoğu yıllar sonra bu gerçeği kavrayıp Emin Beldenin Hz. Muhammed (A.S.) tarafından fethedilmesiyle Hakk’a dönebildiler ve İslam'ın nurlu havasında ibadetlerini yerine getirmeğe başladılar.
     Şüphesiz ayetin iniş sebebi bir özellik arz etse bile. taşıdığı hükümler, mesajlar, uyarı ve tehditler kıyamete kadar gelecek olan bütün insanlara yöneliktir. O halde Cenabı Hakk'a ibadet etme emri sadece o dönemle ilgili değildir Aynı zamanda ibadet etmek için de sadece Mekke'de güven içinde bulunmak ve çeşitli rızklarla rızıklanmak şart değildir. İbadetin lüzumu da birkaç nimetle sınırlı olamaz. Cenabı Hak ziraata elverişli olmayan Mekke vadisinde yaşayan insanların birçok mukaddes nimetlerle taltif edildiklerini, mesela o şehri son Peygamberin yurdu. Kuran'ın nüzul mahalli ve ilahi vahyin tecelli odağı kılıp İslam'ın ilk fışkırdığı yer olarak belirlediğini beyanla Mekke halkının diğer Müslümanlara ve insanlara ibadet konusunda örnek olmalarını istemektedir. Nitekim bu ayeti kısmen açıklayan ve “ilgili hadisler” bölümünde nakledilen şu hadis bu konuda bizi daha iyi aydınlatmakta ve Kureyş Kabilesi'ne ibadetle emredilmesinin hikmetini yansıtmaktadır; “İnsanlar hayır ve serde Kureyş'e tabidir (yani Kureyşliler istikamet üzere olurlarsa başkalarına hayırlı misal; yanlış yolda olurlarsa başkalarına kötü misal olurlar).”
     Böylece sözü edilen ibadet emrinin taşıdığı hüküm kıyamete kadar geçerlidir. Zira Emin Beldenin sakinlerinden, Kutsal Kabe’nin komşularından diğer belde insanlarına taat ve ibadette. ahlak ve fazilette, hayırlı işlere yakınlık ve adalette, yardımlaşma ve birlikte örnek olmaları her zaman beklenir.
     Kureyş Suresiyle Maun Suresi arasındaki münasebet: 
     Kureyş Suresiyle. Mekkeli'lerin hangi çizgide bulunmaları ve insanlara örnek olma bakımından nasıl bir tavır ortaya koymaları konu edildi ve bunun gereği üzerinde duruldu.
     Maun Suresiyle, onların bu çizgiye gelmeleri “Öyle dursun, tam aksine bir tutum ve tavırla ahireti, hesabı, ceza ve mükafatı yalan saydıkları   yetimi itip kaktıkları ve yoksulları yedirmeği teşvik edici olmadıkları belirtilerek Asr-ı Saadetin ilk döneminde çoğunun o Emin Beldeye ve Kutsal Kabe'ye layık bir düzeyde bulunmadıkları haber veriliyor ve böylece Mekkeliler uyarılıyor.
     Bu surenin de tefsirine bizi muvaffak kılan Yüce Rabbımıza sonsuz hamd-u senalar; Emin Beldeyi ve Kutsal Kabe’yi Allah'ın izniyle ve yardımıyla gerçek hüviyetine kavuşturup, gaye ve hikmetine uygun bir hava oluşturan Rasulüllah (A,S.) Efendimize ve ashabına salat-ü selamlar olsun.

                                                                
Bu Sayfaların Hazırlanmasında "Asrın Kur'an Tefsiri-Celal YILDIRIM / Anadolu Yayınları" Eserinden Faydalanılmıştır.

Sayfaya Geri Dön